Ana sayfa
Dini Hikayeler, din Hikayeleri, dinle ilgili Hikayeler, peygamber Hikayeleri, manevi Hikayeler, ilahi Hikayeler, peygamberler Hikayeleri, ilamiyetle ilgili Hikayeler, dostluk Hikayeleri, dost hikayesi, arkadaş hikayesi, kardeşlik Hikayeleri, dostça yaşama Hikayeleri, Komik Hikayeler, eğlenceli Hikayeler, güldüre Hikayeler, çok komik Hikayeler, yeni komik Hikayeler, temel Hikayeleri, Karadeniz Hikayeleri, tirajı komik Hikayeler, adamın biri Hikayeleri, Ask Hikayeleri, ask hikayesi, sevgi Hikayeleri, askla ilgili Hikayeler, Duygusal Hikayeler, ağlatan Hikayeler, Leyla mecnun Hikayeleri, askımsın Hikayeleri, aşık Hikayeleri-----------------------------------------------------
Önemli farklılıkları olmakla birlikte "küçük roman"
şeklinde tanımlanabilir. Millî kültürümüzün önemli parçalarından "Dede Korkut
Hikâyeleri", "destanlar" ve "halk masalları" nı saymazsak, Avrupaî tarzda ilk
hikâyeler, Tanzimat Edebiyatı döneminde görülür.
İlk hikâye kitabı, Emin Nihat'ın "Müsameretnâme"dir. Bu kitapta toplanan
hikâyelerin kuruluşu, işlenişi "Bin bir Gece Masalları" na benzer.
19 . yüzyıl sonlarında başlayıp günümüze doğru daha da gelişen hikâye, özellikle
Alphonse DAUDET (1840-1897) ve Guy de MAUPASSANT (1850-1893) gibi büyük Fransız
yazarlarının tekniğiyle tekâmüle ulaşmıştır. Bu iki yazar "realist" akımın
yetiştirdiği zamanın ileri gelen romancılarındandır. Fransız hikâyeciliği Guy de
MAUPASSANT'ın izinden gelişmiştir. Amerika edebiyatında özellikle mizahî
hikâyeleriyle Mark TAWİN (1835-1910), O. HENRY (1862-1910) ve bunları takiben
John STEİNBECK, Erskine CALDWEL Batılı ünlü hikâyecilerdendir.
(H. F. GÖZLER, Örnekleriyle Türkçe ve Edebiyat Bilgileri, s. 327)
Dünya hikâyeciliğinde iki hikâye biçimi hâkimdir. Bunlar:
(1) Maupassant Biçimi : Hikâyede asıl olan "olay" dır. Okuyucunun hikâyeyi şöyle
ya da böyle yorumlamasına imkân verilmez. Çünkü, hikâyedeki olay, mantıklı bir
seyir hâlinde takip eder. Kişilerin portreleri, özenle ve ayrıntılı olarak
çizilir.
Çehov Biçimi: Hikâyede asıl olan "olay" değildir. Hikâye, sona erdiği zaman her
şey bitmiş değildir. Hikâye, asıl bundan sonra başlıyor demektir. Zira, kişiler
tamamıyla tanıtılmadığı, olaylarda kesinlik hâkim olmadığı için okuyucunun hayal
kurması devamlı hareket hâlindedir ve kendine göre yorumlar yapmaya uygundur.
Çehov, hikâye anlayışını şöyle anlatır:
"Kaleme alınan konular, "sade" olmalı. Piyer Semenovi, Maira İvanovna ile nasıl
evlendi gibi... Hem sonra, yok psikoloji tahlilleri, yok hikâye, yok bilmem ne
imiş! Bunlar hep özenti... Hatırınıza ilk gelen başlığı koyun, kılı kırk
yarmayın, tırnak, çizgi gibi işaretleri çok az kullanmaya bakın, gösteriştir bu.
Benim işim anlatmaktır. Ancak, onu başarabilirim. "
(H. F. GÖZLER, Örnekleriyle Türkçe ve Edebiyat Bilgileri, s. 327)
Türk hikâyeleri, şu dört ana grupta değerlendirilir:
(1) "Serim, düğüm, çözüm" bölümlerinin düzenli olduğu hikâyeler. Ömer Seyfettin,
Samet AĞAOĞLU, Haldun TANER, Oktay AKBAL, Mustafa KUTLU' nun hikâyeleri bu grup
içindedir (Maupassant Biçimi)
(2) İstanbul'da yaşayan insanların özel hayat ve özelliklerini veren hikâyeler.
Hüseyin Rahmi GÜRPINAR, Ahmet Rasim, Osman Cemal KAYGILI, Sermet Muhtar ALUS'un
hikâyeleri bu grup içindedir. (Maupassant Biçimi)
(3) "Serim, düğüm, çözüm" bölümlerine önem vermeyen, olayın herhangi bir
yerinden başlayan hikâyeler. Memduh Şevket ESENDAL, Sait Faik ABASIYANIK, Tarık
BUĞRA, Sevinç ÇOKUM gibi yazarlarımız bu gruptandır. (Kısmen, Çehov Biçimi)
(4) Varoluş çizgisinde oluşturulmuş, aydın bunalımı ve çaresizliği anlatan soyut
hikâyeler. Bu tür hikâyeler, ülkemizde 1955'ten sonra görüldü. Hikâyelerde, hiç
bir toplum kaygısı görülmez. Aydın bunalımının nedenleri yansıtılır. Sanat adı
altında çoğu zaman "müstehcen"e kaçan konulara yer verilir. Hikâyecilik,
sanattan ayrılmış ve ideolojiye kaydırılmıştır.
Bu grupta hikâye yazan yazarlarımızın başında ise; Yusuf ATILGAN, Demirtaş
CEYHUN, Ferit EDGÜ ve Erdal ÖZ gelmektedir.
(H. F. GÖZLER, Örnekleriyle Türkçe ve Edebiyat Bilgileri, s. 328/329)