Aynalarda Yalancımış Hikayesi
Çok tanınmış özel bir hastahanede sezaryenle dünyaya açtı gözlerini. doktorlar ameliyat masasının etrafında fır dönüyor, hemşireler adeta titriyorlardı. dünyaya gelişi çok görkemliydi, bütün yüksek tirajlı gazetelerin ilan sayfalarında kaocaman kupürlerle; adeta dosta, düşmana, sevene, sevmeyene ilan edildi. düşman çatlatıldı, dostlar sevindirildi...
o, olanların farkında değildi. annesinin sıcacık kucağında mışıl-mışıl uyuyordu babasının bol yakıt harcayan, bol silindirli makam otomobilinin arka koltuğunda... Şoför her zamankinden çok daha dikkatli kullanıyordu aracı...Özel hemşiresi yanıbaşında, mimikleri sık sık değişiyor, sevinçten uçuyordu adeta, çünkü ona göre bu bebek rahatlık, para, huzur, daha daha çok şey demekti... bakıcısı konvoyun ardından seyreden diğer araçtaydı ve o da; aynı mutluluğun mağrurluğu içindeydi... babasının ağzı kulaklarına değecek gibi, gözleri çakmak çakmak parlıyor, içi içine sığmıyordu. konvoy malikaneye ulaştı sonunda. püfür püfür deniz yeli esiyor, deniz de sanki onların bu sevinçlerine katılırca usul, usul dalgalanıyordu... yalı denize sıfır ve civarda kilerden de oldukça büyüktü. koskocaman bahçede bir anda insanlar biriktiler. hareket arttıkça arttı. dış kapıyı ardına kadar açan genç bahçivan; başıyla selam verip, esas duruşa geçti. aşçılar ve diğer hizmet erbabı da bahçedeydiler o sıra...
cins kurt köpekleri kulübelerinin dışına çıkmış, zincirlerini şıkırdata şıkırdata sağa sola koşuyor,dillerini sarkıtarak garip iniltiler çıkarıyorlardı. vapur düdükleri yalnını duvarlarında bir başka yankılanıyor gibiyken, o, özel odasında ki kuştüyü yatağına yatırılmıtı artık...
senelar çabucak geçti sanki, emekledi, sonra yaşını doldurdu. Özel öğretmenler tutuldu, çünkü; küçük hanım dı o ve sanat öğrenmeliydi. müzik, resim, bale derken, babası onun için tenis kortunu da yenilettirmişti. spor yapacaktı küçük hanım, dinç, dinamik, zarif, sevimli olmalıydı her zaman... serpildi ve genç bir kız oldu. 20. doğum gününde babası ona, spor ve yeni bir otomobil almıştıı. hız ve eğlence tutkunuydu da... etrafında sürekli babasının kalantor dostlarının evlatları kur üstüne kur yaparak, sanki birbirleriyle yarışıyorlardı. su gibi para harcar, kumarın en alasını oynardı daima... gece küplerinde, barlarda eğlenir, başına buyruk davranır, dağıtırdı sık sık. karakollara düşerdi sürekli, küfür ederdi çünkü insanlara. küçümser, beğenmez, susmaz, uslanmazdı. kıtalararası gezintilere çıkar, eğlenir, gezip tozar ve beş parasız olarak hep "babişko"suna dönerdi... kadınların sevimli olanlarını asla çekemez, erkeklerin çekici olanlarını isterdi ama, kısa zamanda da terkederdi... bir gün zil zurna olana dek, içti ha içti. yalnız kalmak istediğini söyledi yanında kilere. Öyllede yaptı, yürüdü kalabalık bir caddede, insanlara dudak büktü, yüzlerini, giysilerini küçümsedi yürüdükçe. yorulur gibi hissetti kendini ve bir aynacı mağazasının vitrinine yaslanıp soluklandı. aynada kendini görmüştü, ama bu aynada bir eksiklik var galiba diye düşündü. mağaza sahibinin gönderdiği genç işçi ona beğendiği bir ayna varsa girip içeride görebileceğini, ancak vitrine yaslanmamasını söyledi... hışımla girdi içeri, aynaları teker teker yokladı, hep kendine baktı. beğenmedi hiç birini de... sordu kızgın kızgın, söyleyin dedi, benden sevimlii var mı ha ? cevap veremezdi aynalar ama, o, hep cevap bekledi ve asla da alamadı... Çıldırdı apansız, eline ne geçirdiyse aynalara savurdu, kırıp döktü, yaraladı kendini. bağırdı avazı çıktığı kadar, bu aynalar, bu aynalar yalancıııııııııı. kan revan içinde kalmış, gözlerini doğduğu hastanenin ameliyathanesinde bulmuştu ama, fazla sürmedi direnci, doğduğu yerde öldü...
Etiket : Duygusal hikaye aynalarda yalancımıs yalancı aynalar hikaye oku hikaye